BLOG

İyi Hissetmek İçin Zihin Egzersizleri

Hayatımızın her evresinde çevremizdekilerle iyi iletişim kurabilmek, öfkemize hakim olmak, kendimizi mutlu ve huzurlu hissetmek hatta daha neşeli olmak isteriz. Bunları yaşayabilmek ya da hissedebilmek için de çözüm yolları veya deneyebileceğimiz yöntemler ararız. İşte bu arayışlarda herkese yardımcı olabilecek bir kaç tavsiye.


İstediğiniz kadar yapabileceğiniz bu tavsiyeler, düzenli bir şekilde yapılmaya başlandığında farkında olmadan alışkanlık haline gelerek kendi kendini tekrar edecektir.

1) Sabah uyandığınız an itibariyle ilk 15 dakika süresince kimseyi eleştirmeyin. Buna kendinizi de dahil edin. Ben bunu yapmıyorum ki diyebilirsiniz ama unutmayın ki farkında olmadan yapma ihtimaliniz son derece yüksek. Mesela; yüzünüzü yıkamak için banyoya gittiniz ve aynaya baktınız. Kendinizle ilgili aklınızdan neler geçirdiniz? Yüzünüzde sabah mağrurluğuyla gördüğünüz neleri eleştiri yağmuruna tuttunuz? Saçlar, gözler, yüzünüzdeki çizgiler hakkında kendi kendinize neler söylediniz? Bakın işte eleştiri bombardımanı o dakika itibariyle başladı. Günün başlangıcı olan eleştiriler yapıldı bile, peki sonrası? İlerleyen zaman içinde havayı gördükten sonra neler geçirdiniz aklınızdan? Etrafınızdakileri gözlemlediğinizde neler düşündünüz? İşte günün devamında gelen eleştiriler de yerini aldı.

Tüm bunları bir kenara bırakarak, kendinize hemen şunu hatırlatın: Ne giydiğimle ilgili, nasıl konuştuğum hakkında ve ne hissettiğim konusunda kendimi eleştirmeyeceğim ve kendimle uğraşmayacağım. Karşımdaki kişilerin de davranışları, görünüşleri ya da düşüncelerini eleştirmeyeceğim ve tabii ki yargılamayacağım. Beğenmek zorunda olmadığım gibi, eleştirip yargılamak zorunda da değilim. Kendimi ve etrafımı olduğu gibi kabul edeceğim en az 15 dakika veriyorum kendime.

2) Kendinizi her zaman haklı çıkarmaya çalışmaktan vazgeçin. Gün içinde belirleyeceğiniz bir zaman diliminde kendi düşünceleriniz, duygularınız ya da davranışlarınız için kendinizi haklı olduğunuza dair ikna etmekle uğraşmayın. Emin olun ki bunu da hiç farkında olmadan gün içinde sıklıkla yapıyoruz. Bunun için harcadığımız gereksiz enerjiyle kendimizi ne kadar yorduğumuza inanamazsınız. Kendi doğrularımızın tek doğru olduğuna inanmak, karşımızdaki insanları da inandırmak için fazlasıyla çaba sarf etmemize neden oluyor ve konuyu uzatıp duruyoruz. Mesela; "Bence öyle yapmamalıydın" ya da "Böyle hissetmene ne gerek var, bununla ilgili şöyle hissetmelisin" gibi cümleler kurduğunuzu hatırlayın. İnanın bunları yapıyoruz, hem de hiç farkında olmadan. "en doğru" olarak kendi doğrularınıza inandığınızı ve bunlara sımsıkı nasıl yapışarak hareket ettiğinizi fark ettiğinizde ne demek olduğunu anlayacaksınız. Yani herkes sizin doğrularınıza inanmak zorunda olmadığı gibi, siz de onların doğrularına çoğu zaman inanmıyorsunuz zaten. Karşılıklı ikna etme düellosundan vazgeçmek en iyisi. Merak etmeyin, bunu yapmanız demek değişmeniz anlamına gelmez aynı zamanda sizi küçültmez. Sadece enerjiniz daha uzun süre sizinle olur.

3) Geleceğe ait falcılık yapmak herkesin içinde vardır. 15 dakika bunu yapmaktan vazgeçin. Gelecek demekle kastedilen; günler, aylar ya da yılları kapsayan zaman dilimi değil. Sonuçta 1 saat sonrası bile gelecek demektir. " ya şöyle olursa" veya "ya" ile başlayan cümlelerin tamamının gelecek hakkında varsayım ya da çıkarımları içeren cümleler olduğunu unutmayın. Bu tarz cümlelerin yer alması endişe, kaygı ve stresle birlikte gerginlik oluşturur. Şu an " önlem almak gerek" dediğinizi duyar gibiyim. Bu cümlenin tam bir kaygı cümlesi olduğunun farkında mısınız? Siz sürekli kaygılı bir insan mı olmak istiyorsunuz? Şu konuda hem fikiriz; önlem almak gerekir, fakat neyin nasıl gelişeceği hakkında bir fikir ya da bilgi sahibi olmadan nasıl önlem alınabilir veya alınan önlemler ne işimize yarayabilir? Şöyle düşünün; hava yağmurlu olacak dendi. Peki nasıl bir önlem alırsınız? Yanınıza şemsiye alarak önleminizi aldınız diyelim. Şemsiyeyi ne zaman kullanırsınız? Çantanızda veya arabanızda mı bulundurursunuz, yoksa daha hava günlük güneşlikken açıp şemsiyeyi öyle mi dolaşırsınız? O zaman güneşli havanın tadını nasıl çıkartacaksınız? Bu uyarıya rağmen kimilerimizde; 'Henüz yağmur yağmadığına göre ve çözümü olduğuna göre, yağmaya başladığında ne yapacağıma karar veririm' dedikten sonra güneşin ve güneşli havanın tadını çıkartmaya devam eder. Gelecek hakkında ne olacağının bilinemeyeceğini hatırlamanız gerekli. Gelecekle ilgili düşünceler aklınızdaki yerini almaya başladığında ve kaygı hissettirmeye başladığında kendinize 'ne olacağını bilebilmem söz konusu değil' diye söyleyin ve kendinizi durdurun.

4) Suçlamaktan vazgeçin. Başkalarını suçlamadan durabileceğiniz 15 dakika ayırın kendinize. Bu durumu devam ettirdikçe kendinizi suçladığınız sürece kendinize, başkalarını suçladığınız sürece başkalarına karşı öfkeniz artar. Suçlama eylemi rahatlatıcı etken gibi gözükse de aslında bir işe yaramaz. En sık yapılan suçlamalar arasında; "Senin yüzünden bu şekilde hissediyorum!" yer alır. Unutmayın! Kimse nasıl hissedeceğimize karar veremez. Nasıl hissedeceğimizle ilgili yalnızca bizim düşüncelerimiz bize ve hislerimize yön verir. Sonuç olarak; başkalarının sizi kötü hissettirmesi söz konusu değildir. Kötü hissedersiniz ya da hissetmezsiniz, bu sizin seçiminizdir. Başınıza gelen olaylarla ilgili başkalarını suçlamaya çalışmak ise, tamamen zaman ve enerji kaybı olur. Çözüme odaklanmak yerine, çözümden uzaklaştırır. Sorumluluk almadığınız için olduğunuz yerden bir adım ileriye gidemezsiniz. Yani sebep-sonuç ilişkisi yanlış kurulduğu takdirde, sonuç elde edilemeyeceği gibi bu duruma kendinizi de inandırırsınız. Hata yapmış olabilirsiniz ya da yanlış da yapabilirsiniz, bunları kabul ederek nerede yanlış yaptığınızı fark etmeniz ve onu düzeltmeniz çok daha kolay olur.

Karşılıksız Bir Şey Verin

Başkalarına olumlu bir şey sunmaya karar vererek, her gün 15 dakikanızı istisnasız bu iş için ayırın. Maddi ya da manevi olması fark etmeksizin; bir tebessümle, hal hatır sorarak başlanan bir sohbetle ya da birisine kapı açarak bile bunu yapabilirsiniz. Ama öncelikle bunları yapacağınıza dair kendinize söz vermelisiniz. Yani şu andan itibaren 15 dakika boyunca karşılaştığım kişilere bir şey vereceğim diyebilmelisiniz. Vermenin iyi hissettirdiğini kesinlikle fark edeceksiniz.

Akıl Okumaktan Vazgeçin

Karşınızdaki kişilerin aklını okumaya çalışmaktan vazgeçin. Bunun için kendinize en az 15 dakika süre verin. Karşınızdakilerin ne hissettiği ya da hissedebileceğiyle ilgili tahminler yürütmeyin. Pek çok kişi başkalarının ne düşündüğünü anlayabildiklerini söyler ve buna inanırlar. Siz de kendinize bunu yapmayın. Bu inancın sizi yanıltacağını unutmayın. Kimsenin bir başkasının aklından geçenleri bilmesi mümkün değildir. Şu an durun ve aklınızdan geçenlerin neler olduğunu fark etmeye çalışın. 5 saniyede bile ne kadar fazla şey düşündüğünüzü fark ettiniz mi? İşte karşınızdaki kişi de aynı anda sizin kadar çok şey düşünebiliyor. Çoğu zaman karşımızdaki kişinin suratına ya da beden diline bakarak bizimle ilgili olumsuz bir takım şeyler düşündüğünü sanabiliriz. Halbuki o kişi biz böyle zannederken, akşam ne yesem veya yarın ne yapsam acaba diye düşünüyor olabilir. Kendinizi bu kadar yormak yerine, karşınızdaki kişinin ne düşündüğünü öğrenmenin basit bir yolu var. Sormak! Sorun karşınızdakine; "Sen ne düşünüyorsun?"

Tüm bunları yapabilmem uzun zaman alır diyorsanız, yaşam koçu ile birlikte çok daha kısa sürede yaşam kalitenizi yükseltmeniz mümkün.

Kaynak: Kalemin Dünyası

Cilt Bakımı Hakkında Merak Ettikleriniz!

Cilt Bakımı Neden Önemli

Cilt Bakımı

Uzmanlar tarafından cildin ihtiyacı olan bakım işlemlerinin, cilde uygun olan şekilde yapılmasına cilt bakımı denir. Peki, cilde uygun şekilde yapılması ne demek? Her cilt farklı bir yapıya sahiptir ve yapılarına göre farklı gruplara ayrılırlar. Bu nedenle de uzman kişi tarafından cilt bakımı yapılacak kişinin cilt yapısı tespit edildikten sonra, uygun ürünlerle cilde derinlemesine bakım yapılması anlamına gelir.

Cilt bakımının doğru ürünlerle yapılması neden gerekli?

Cilt bakımı yapılacak kişiye doğru ürünlerle uygulama gerçekleştirildiğinde:

  • Gözeneklerin sıkılaşması,
  • Cilt türüne göre yapılan özel bakımla cildin canlılık kazanması,
  • Akne problemlerinin ortadan kalkması,
  • Lekelerin azalması ya da ortadan kaybolması,
  • Anti aging etkili bakımlarla cildin genç görünüme kavuşması,
  • Lifting bakımlarıyla kolajen üretimi arttırılarak cildin toparlanması,
  • Ciltteki renk (pigment) farklılıklarının azalması,
  • Komedon problemlerine yönelik bakımlarla cildin daha sağlıklı görüntüye kavuşması,
  • Kalınlaşan ciltlere yönelik özel bakımlarla, daha parlak ve sağlıklı cilt yapısına kavuşmak mümkündür. Bunların yanı sıra, ciltteki sorunlara yönelik daha pek çok uygulama da yapılabilmektedir. Tüm bu olumlu yönlerden sonra cilt bakımı faydaları arasına, cilt bakımını yaptıran kişinin kendisini daha iyi hissetmesini de ekleyebiliriz. 

Kimler Cilt Bakımı Yaptırmalı? 

Belli bir yaş dönemine kadar cilt kendini sık periyodlarda yeniler. Ancak belirli bir dönemden sonra da sırasıyla ciltte yavaşlama, duraklama ve gerileme dönemi başlar. Bu da demek oluyor ki; cilt bakımı düzenli olarak yaptırılmadığında, cildimizdeki bu evreleri daha hızlı yaşamamız söz konusu olabilir. Elbette kadınlar buna müsade etmez. Öyle değil mi? Cildin kendini yenilemesiyle ilgili yavaşlama dönemi başlangıcından söz ettik, fakat bu dönemin hangi yaşta başladığını belirtmedik. Merak edenler için hemen söyleyelim; 28 yaşından sonra düzenli cilt bakımının yanı sıra, düzenli olarak cildin bakımını destekleyen günlük cilt bakım ürünleri de kullanmamız gerekir. Cildin olumsuz etkenlerden etkilenmesini geciktirmek adına da, önemli cilt problemleri olanların dışındaki kişiler 25 yaşından itibaren klasik cilt bakımı uygulamasını düzenli yaptırabilirler. Önemli cilt problemleri olarak adlandırılan cilt problemleri değişkenlik gösterebilir. O yüzden net bir şey söyleyebilmem mümkün değil. Zaten böyle bir durum yaşanmaya başlandığında hemen fark edileceğinden, doğru adres bir dermatolog olacaktır. Aslında önemli olan kişinin yaşı değil, cildin yaşıdır. Yani; 35 yaşında olan biri eğer düzenli cilt bakımı yaptırıyorsa, cilt yaşı 25 gibi gözükebilir. Şimdi bu yazdığımı okuyanların çoğu "Hadi canım" demiştir ama inanın ki bu mümkün. Tabii ki her ne kadar cilt bakımı yaptırılıyor olsa da, bazı dış etkenlerin de cilt üzerindeki etkisi küçümsenemez. Bu dış etkenlerle ilgili örnek vermek gerekirse;

  • Uyku düzensizliği
  • Sigara ve alkol tüketimi
  • Sürekli stresli ve yorgun olmak
  • Hormon dengesindeki ani değişimler
  • Hava kirliliği
  • Yağlı yiyecek tüketimi
  • Su tüketiminin yetersiz olması sıralanabilir.

Yukarıdaki tüm nedenlerden dolayı cildin istenmeyen sorunlarla karşılaşması hızlandırılmış olur. Fakat bu durum sizi ürkütmesin, çünkü olumsuz etkilerin neredeyse tamamını ortadan kaldırmak sizin elinizde. Nasıl mı? Cevabı basit; düzenli bir yaşam biçimi ve sağlıklı beslenme alternatifleriyle pek çoğunu hayatınızdan elemiş olursunuz. Hava kirliliği için net bir şey söylenemez, ancak onun için de çevreyi koruma konusunda hassas olabilirsek hem kendimiz hem de başka insanlar için yarar sağlayabiliriz. Şimdi herkesin şu soruyu sorduğuna eminim. "Tamam yaptık bunları, peki şimdi ne olacak. Cilt bakımının amacı ne?" Ona da hemen başka bir başlık altında cevap verelim.

Cilt Bakımı Yaptırılmalı mı?

Cilt Bakımının Amacı 

Cilt bakımı aslında sadece güzel görünmek odaklı bir uygulama değil. Cilt bakımıyla aynı zamanda; ruh ve beden sağlığı da olumlu yönde etkilenir. Nasıl mı? Sağlıklı görünen bir cilde sahip olduğunuzu düşünün. Bu durum aynayla daha barışık olmanızı sağlayacaktır. Ayrıca kan dolaşımı iyi ve temiz olan bir cilt, çevrenizdekilere de pozitif enerjinizi daha kolay yansıtacaktır. Böylelikle ilişkilerinizin daha sosyal ve canlı olması söz konusudur. Sonuç olarak; moral eğrisi kontrol edildiğinde, ivmenin yukarı doğru çıktığı rahatlıkla görülebilir. Tüm bunların dışında, elbette güzel görünüyor olmak da çabasıdır. Yalnız unutulmaması gereken; sadece profesyonel cilt bakımı yaptırmak, sonrasında hiçbir şey yapılmayacağı anlamına gelmez. Cilt tipine uygun ürünlerle rutin bakıma devam edilmelidir.

Neden Profesyonel Cilt Bakımı Yapılmalı?

İnsan vücuduyla ilgili yaşanan sorunlar için farklı farklı konularda uzmanlık gerektiren meslekler vardır. Doktorlar, cerrahlar, dermatologlar gibi. İşte cilt bakımı yaptırmak için de konusunda uzman kişilerden destek almak gerekli. Sonuç itibariyle biz bu konuda uzman olmadığımıza ve doğru tespiti yapamayacağımıza göre, doğru adım atmak için uzmanla yapılan başlangıç her zaman iyidir. Sonrasında birlikte çok daha kolay yol alınabilir. Bu nedenle konusunda profesyonel cilt bakımı merkezleri ve cilt bakımı uzmanı olan profesyonellerle birlikte olmak kendimizi keyifli hissettirecektir. Ayrıca yoğun bir haftanın stresini atmak isteyenlerin kendisini şımartması için de güzel bir tercih olabilir. 

Profesyonel Cilt Bakımı

Cilt Bakımı Hangi Sıklıkta Yaptırılmalı?

İlk kez cilt bakımı yaptıracak olanların özel bir cilt bakımı programı uygulanması gerekmediği sürece, ayda 1 defa bakım yaptırmaları yeterlidir. Evde de uzman tarafından tavsiye edilen ürünlerin kullanımına da devam edilmelidir. Profesyonel cilt bakımlarında kimi zaman aletli bakım uygulamaları yapılması da söz konusu olduğundan, evde yapılabilecek bir bakım değildir. Klasik cilt bakımı dışında zaman zaman yaptırılabilecek özel cilt bakımı uygulamaları da söz konusudur. Bunlar 6 ayda veya yılda 1 kez yapılabilecek bakımlar. Ancak bunlarla ilgili en doğru bilgi ve cilt ile ilgili en iyi karar uzman estetisyen tarafından verilir. Sonrasında da karşılıklı konuşularak programlar oluşturulabilir. Karar tamamen size kalmış.

Kaynak: Kalemin Dünyası

Cildinizin Altın Değerinde Olduğunu Biliyor Muydunuz?

Altın Bakımı

Bugün sizi parıl parıl parlayan bir maske ile tanıştırmak istiyorum. Maske deyip geçmeyin, çünkü sahip olduğu özelliklerle cilt üzerinde fazlasıyla olumlu etkiye sahip olduğu hem güzellik uzmanları hem de doktorlar tarafından paylaşılarak, uygulanan bir maske. Hadi o zaman Altın Bakım mucizesiyle tanışalım...

Altın Bakımı; Zengin içeriği ve doğal onarmayı destekleyen güçlü yapısı sayesinde ışıl ışıl ve parlayan bir cilde sahip olunmasını sağlayan, kür halinde uygulanan bir bakımdır.

Uygulanan kür sonrasında gerginleşmiş ve sıkılaşmış bir cilt görünümünün yanı sıra, hızlı elastikiyet kaybının önüne geçilmesi için kolajen üretimini arttırır. Aynı zamanda cildin üst katmanında zamanla azalan hücre yenilenmesini yeniden tetikleyici etkiye sahiptir. Böylelikle hem daha sağlıklı hem de daha canlı bir cilt hücrelerine sahip olunur. 

Sağlıklı bir cilt yapısının oluşumunu destekleyen Altın Bakımı, ince çizgi ve kırışıklıkların da azalmasında aktif rol oynar. İçerdiği bu özellikler sayesinde de cildin nemi hapsetmesini sağlayarak, cildin daha pürüzsüz ve genç bir görüntüye kavuşmasında etkendir.

Kendinizi Şımartın!

Pek çok özelliğe sahip olan Altın Bakımı, gün boyu ışıltılı bir cilt görüntüsü sağlar. Altında bulunan antienflamasyon özelliğiyle ciltteki melanin salgılanması da yavaşlamış olur. Diğer bir artı özellik olarak da yaşla birlikte ciltte oluşan lekelerin azalmasını destekler. Tüm bunların sonucunda cildin olgunluk döneminde de son derece aydınlık ve genç bir cilde sahip olunur. Serbest radikallerle savaşan yapısı nedeniyle altın, cildin zarar görmesini yavaşlatır ve cildin erken yaşlanmasının da önüne geçilir.

Altın Bakımı, içeriğindeki minik altın parçacıkları sayesinde hücre fonksiyonlarının dengelenmesinde olumlu etkiye sahiptir. Böylece hücre yenilenmesini tetikleyerek, hücrelerin ömrünün uzamasında etkilidir. Cildin kendisini koruması için doğal koruyucu faktörleri hareket geçirmekle birlikte, cilde parlak bir görünüm de kazandırmış olur. Ayrıca vitamin E ile serbest radikallerle cildin savaşmasını kolaylaştırır, vitamin C ile de hücre bölünmesini arttırıcı etki sağlar. 

Cilde uygulanan altın, kozmetik amaçlı kullanılmak üzere oldukça minik parçacıklara ayrılır ve böylelikle cildin kolayca emilimi sağlanır. Mikroskobik yapıda parçacıklara ayrıştırılan altın zerrecikleri, cildin yüzeyince kolayca yayılabilir ve etkili hale gelir. Oldukça rahatlatıcı etkiye sahip olan Altın Bakımı, sahip olduğu ince yapısıyla cildin tüm yüzeyini sararak cilt üzerindeki pozitif etkisini maksimum düzeye çıkartır. Bunların dışında altının ciltle temas halinde olması kişide mükemmel bir rahatlık hissi uyandırır.


Her geçen gün hayatımızda artan stresin etkilerini azaltmak için çözüm arayışındayken, böyle bir cilt bakımını hiçbir kadın kaçırmak istemeyecektir. Hem iş hayatında hem de ev hayatında yoğun bir mesaiye sahip olan kadınların aynı zamanda kendini şımartmaya her zaman hakları vardır. Bunu unutmayın... Bu arada bu bakımı nerede yaptırabilirim diye merak edenler varsa, Saka Güzellik yılların tecrübesiyle bu bakım ve daha pek çok bakım seçeneğiyle seve seve size yardımcı olacaktır. 

Kaynak: Kalemin Dünyası

Doğal Güzelliğin Sırrı Kalıcı Makyaj Hakkında Merak Edilenler!

KALICI MAKYAJ

Her kadının yoğun hayat temposunu kolaylaştırmak için çözümler bulduğunu hepimiz biliriz. Bu yüzden güzellik ve bakıma düşkün olan kadınların hayatını kolaylaştıran bir uygulamadan bahsetmek istiyorum. Son dönemlerde kadınları makyaj yapma derdinden kurtaran ve profesyonel eller tarafından

yapıldığında bir o kadar da doğal duran kalıcı makyaj uygulaması. Hem dudak, hem kaş hem de deepliner olarak yapılabilen bu işlemle kadınlar artık güne hızlı ve zahmetsiz başlamanın keyfini çıkartıyorlar. Özellikle kıl tekniği olarak yapılan kalıcı kaş işlemleri, seyrek görünümlü kaştan kurtulmak isteyenler

için oldukça ideal bir yöntem. Dudaklarda gerçekleştirilen dudak çizgisi, dudak renklendirme işlemleri de fazlasıyla doğal görünüm sergileyen uygulamalar. Şimdi de gelelim asıl merak edilen sorulara. Genel olarak kalıcı kaş uygulaması hakkında merak edilenlerle ilgili soru cevap şeklinde sizin için

hazırladığım bilgileri yazının devamında okuyabilirsiniz. 

Microblading Hakkında Merak Edilenler!

1) Microblading kalıcı kaş işlemi dövme gibi mi görünüyor? Kıl tekniği doğal görünüyor mu?

Microblading kalıcı kaş işlemi kıl tekniği uygulanarak yapılan bir işlem olduğundan dolayı dövme gibi görünmez. Doğal bir sonuç elde edilebilmesi için elbette uygulamayı yapan kişinin eğitim almış olması, kullanılan malzemelerin kalitesi ve profesyoneller tarafından yapılması gerekir. Kıl tekniğinde; cilt yüzeyi

tamamen boyanmaz, sadece kıl görünümü kazandırmak için efekt uygulanır. Bunun sonucunda da son derece doğal görünen kaşlara sahip olunur.

2) Microblading uygulamasının kalıcılığı ne kadar sürer?

Ortalama olarak 1-1,5 yıl kalıcılığı vardır. Ancak bazı dış etkenler de süreci etkileyebilmektedir. Cildin yapısı, cilt soydurma işlemleri. sigara ve alkol kullanımı, günlük yaşamda yapılan makyaj yoğunluğu(makyaj çıkartıcı ürünler içeriklerinden dolayı etkileyebilmektedir).

3) Kalıcı kaş işleminin devamlı yenilenmesi gerekiyor mu?

Sürekli yenilenmesi gereken bir işlem değildir. Belirtilen süre içerisinde doğallığını koruyan uygulamalar da tekrar üzerinden geçilmesi gerekmeyecektir. Ancak dış etkenlerin oluşturduğu değişimler var ise ihtiyaç duyulabilir. Ya da belirtilen süre sonunda kalıcı makyaj renginin canlılığını koruması için

üzerinden geçilebilir, kaş şekli değiştirmek istendiği takdirde yeniden işlem yapılabilir.

4) İşlem kaç seansta bitiyor?

İşlem; 1 seans, 1 rötuş olarak gerçekleştirilir. Seansta kaş dizaynı ve çizimi ile karar verme aşamasından sonra uygulama yapılır, 1 ay sonrasında rötuş işlemiyle kontroller gerçekleştirilir. Rötuş işleminde farklı bir model ya da yeniden uygulama yapılmaz. Uygulama yapılan bölgede eksiklikler var ise onlar

tamamlanır. Güne Hızlı Başlangıç Yapmak İsteyen Kadınların Tercihi!

5) Kaş şekline nasıl karar veriliyor?

Bunun için öncelikle uzman makyaj uzmanı ve işlemi yaptıracak kişinin bir araya gelmesi gerekiyor. Sonrasında nasıl bir kaş şekli istendiği öğrenilerek, yüz hattına en uygun ve isteğe en yakın kaş şekli için ön çizim gerçekleştiriliyor. Son olarak da ortak bir karar alınıp, işlem yaptıracak kişinin onayı alınarak

işlem gerçekleştiriliyor. Tüm işlemler elle çizim yapılarak gerçekleşir, bilgisayar ortamında herhangi bir işlem yapılmaz.

6) Acı hissi ne kadar?

İşleme başlanmadan önce lokal anestezi kullanıldığından dolayı acı hissedildiği söylenemez. Fakat yine de bu durum kişinin acı eşiğiyle doğru orantılı olarak değişkenlik gösterebilir. Acı eşiği düzeyi çok düşük olmayan kişiler rahatlıkla işlem yaptırabilirler.

7) Kaşların rengi koyu oluyor mu?

İşlem sonrası seyrek olan kaşların araları doldurulduğundan dolayı ilk bakışta koyu gibi gözükebilir. Yapılan işlem sonrasında ortalama 15-20 gün içerisinde kullanılan pigment azalarak, daha doğal bir görüntü ortaya çıkacak. Kaşlardaki boşluklar olmasaydı doğal hali zaten dolgun ve daha koyu bir renkte

olacaktı. 

8) Daha önce işlem yapılan bir kaşa kıl tekniği yapılabilir mi?

Bu durum kişiye yapılan işlem sonrasında karar verilebilen bir durumdur. Elbette ki karar aşamasında daha önce kullanılan malzeme ve işlem önemli. Bazen iyi yapılmamış bir işlem sonrasında, o işlemi düzeltmek mümkün olmayabiliyor.

9) İşlem yapılan bölgeye uygulama sonrasında özel bir bakım yapmak gerekir mi?

İşlem sonrasında makyaj uzmanı bakımla ilgili tavsiyelerde bulunacaktır. Kalıcı kaş uygulamasından sonra, işlem yapılan bölgenin kurumasına izin verilmediği takdirde minik kabarcıklar şeklinde sert bir görüntü oluşmayacaktır. Bu nedenle uzmanın tavsiye edeceği şekilde bölgeyi nemli tutmak bakım için

yeterli olacaktır.

Kimlere Uygulanmaz?

  • 18 yaşın altındakilere,
  • Pigmentlere karşı alerjisi olan kişilere,
  • Aktif bir yara ya da yaralar olan kişilere(Tedavisi yaptırıldıktan sonra işlem yapılabilir),
  • Kılcal damar hassasiyeti olan kişilere,
  • Siğil, egzama ve mantar gibi aktif lezyonları olan kişilere kalıcı makyaj uygulanmaz.

Ayrıca şeker hastası, hemofili, aids ve anemi hastalıklarına sahip olan kişiler kalıcı makyaj yaptıramazlar. Yaptırmak isteyenler ise mutlaka doktorlarına danışarak, onay aldıktan sonra uzmanlara danışmalılar.

Kaynak: Kalemin Dünyası